28 Şubat, 2012

Huzur


Ardı arkası gelmez sabahlamaların, göz kapaklarımıza çöken hain uykunun, çıkan her yeni soruna rağmen ayakta kalışımızın, dünya üzerinde başka bir yerde kurulamayacak arkadaşlıkların; bazılarının 2-3 dakikasını bile ayıramayıp maç berabereyken stattan çıktığı ortamda hayatımızı ona adamanın verdiği mutluluğun, lanet olası P3 soğuğunun, bir türlü yeterince makasımız olmayışının, gecenin yarısında Fenerbahçe sarısı tutturmak için verdiğimiz uğraşın, koreografi açıldığı anda kardeşim gibi sevdiklerimin gözünden akan yaşların, deneme yanılmanın bilimsel bir yöntem olmadığını bizlere gösteren P3 rotalarının, elektrikli sobanın kurtardığı hayatların, omuz omuza verdiğimizde yapabileceklerimizin, bundan sonra yapacaklarımızın, en basit haliyle sarı ve kırmızının bizlere yaşattığı gururun bir tarifi yok.

Şimdilerde mahallemiz "huzur".


12 Şubat, 2012

Zor Dostum Zor


Şu manzarayı dünya gözüyle görenler, bir kez bile olsa o tribünlerde bulunmuş olanlar... Şanslı nesiliz biz. Belki bir hatta iki nesil geç kaldık bu duygulara; ama biz yine de şanslıyız. Eski heyecanı kalmadı stadyuma koşmanın. Dünya değiştikçe futbol değişti, kaydı gitti ellerimizden. Dört kolla sarılırdık biz bu oyuna, güneşin alnında sabahtan akşama boşuna değildi koşuşturmamız. "Eğleniyorduk işte" yetersiz kalır o duyguları anlatmaya. Biz güzel oynardık bu oyunu, ince ince işlerdik rakibi. Kavgalar ederdik, arkadaşlarımızı bazen kardeşlerimizi alırdık karşımıza. Düşerdik belki; ama kalkıp kovalardık rakibimizi. Düşünce kalkmayı biz bu oyundan öğrendik. Para giremezdi oyunumuza, paranın kahpelik getirdiğini bize bu oyun öğretti. Temiz oynardık biz futbolu, futbol da her şey gibi temizken güzeldi. Biz futbolu oyun konsollarında değil, sahada kaybederek öğrendik. Bu oyun bize Galatasaray'ı verdi. Biz ondan ne istedik? Onun güzelliği kimi, neden bu kadar rahatsız etti? Mahalle futbolu benim mahallemde yok artık. Bizlere ilham veren o eski futbolcular yok. Sokaklarda bizim heyecanımızla top koşturan çocuklar yok. Ne yaparsak yapalım eski Galatasaray yok. Mecidiyeköy yok, Kapalı da Eski Açık da yok. O temiz oyun yok artık, onu temiz tutma kavgasında yenildik. Futbola dair çok fazla şey kaybettik biz...

Canımız yanıyor, içimiz acıyor...
Hepsine eyvallah ama; seni kaybetmemize nasıl izin verdin? 


zor dostum zor, gülerken ağlamak
o aşk dolu günlerin ardından bakmak

10 Şubat, 2012

Zaferden Zafere

Şimdi nereye baksam sen. Seni seven de sevmeyen de senden bahsetmekte. Ne güzel heyecansın sen. Kara kışın en kara günlerinde beni yollara düşüren, en soğuk gecelerde iki dakika sürecek görsellik için sabahlatan gencecik yürekleri...


Tutunacak dalımızsın sen. Belki bu yüzden ne zaman düşsen kaldırmaya koşuyoruz, sırtın yere gelmesin diye canımızı dişimize takıyoruz. Tek umudumuzsun sen. Belki bu yüzden hayatta ne varsa hepsini unutmak için sana geliyoruz. Ve sen daha önce hiç görmediğim biçimde kucak açıyorsun bizlere, en güzel sevincimiz; en taze umudumuz oluyorsun. Ama henüz bitmedi, birlikte yürüyeceğiz bu yolu. Bir düşersen, bin kaldıracağız seni. Zaferden zafere koşacağız birlikte...

Şimdi sen, yeniden...
Aslan gibi savaş Galatasaray
Tükenmez umudum
Varsa sarı kırmızı formasında
Bir düşer, bin kalkar
Cimbombom zaferden zafere koşar!

06 Şubat, 2012