26 Ocak, 2012

Şen Ola Cimbom!


Sen varsan umut var. 

Umudumuzun adı Galatasaray!

Galatasaray 78 - 77 Olympiakos

23 Ocak, 2012

Münferit-Deplasif


Güneş sensin, ay sensin
Gökteki yıldız sensin
Dünyalara değişmem 
Sen her şeyden güzelsin...

Eskişehir 0 - 0 Galatasaray

19 Ocak, 2012

Sana Değer


Sen bugün kazanamasan da hayallerimizin uğrunda savaşmaya, 
sana değer Galatasaray...

20:30
Sinan Erdem
Anadolu Efes - GALATASARAY

15 Ocak, 2012

Ahmet Cömert Sakinleri


Kimimiz çoktan düştü yola, bazımız son hazırlıklarını yapmakta...

Bizler Ahmet Cömert sakinleri, bir kez daha sevdamızın en sade; en temiz halini yaşamaya ve yaşatmaya geliyoruz.

15:00 

Galatasaray - Karagücü

14 Ocak, 2012

Büyük Kaptan

"Bülent Korkmaz: Bir Galatasaray Efsanesi 
Futbolculuk kariyeri başarılarla ve Galatasaray ile dolu olan Bülent Korkmaz, profesyonel yaşantısı boyunca tek bir formayı terletti. Florya Metin Oktay Tesisleri’ne adım attığında 11 yaşında olan Korkmaz, 1984 senesine kadar altyapı kategorilerinde boy gösterdikten sonra 16 yaşında profesyonel kontrat imzalayacaktı. Devam eden 20 yılda da Galatasaray için mücadele eden efsanevi oyuncu, ilk sezonundan önce Bayer Leverkusen’den gelen transfer teklifini reddederek sarı-kırmızı altında büyümeyi tercih ediyordu.

Futbolculuk kariyeri boyunca profesyonelliği ile tüm takım arkadaşlarına örnek gösterilen Bülent Korkmaz, Galatasaray’da 8 Türkiye Ligi, 6 Türkiye Kupası, 6 TSYD Kupası, 5 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 2 Başbakanlık Kupası, 1 UEFA Kupası ve 1 UEFA Süper Kupa şampiyonluğu yaşadı. 3 numaralı forması, pazusuna taktığı kaptanlık bandıyla taraftarın sahadaki temsilcisi olan “Büyük Kaptan”, ülke futbolunda yıllar boyunca “Bayrak Adam” kavramına karşılık geldi. 17 Mayıs 2000 günü Danimarka’nın Kopenhag kentindeki Parken Stadı’nda omzundan sakatlanmasına karşın sargılı koluyla maça devam eden Bülent Korkmaz, Arsenal’e karşı kazanılan UEFA Kupası şampiyonluğunun da sembolü oldu."




Bir Ankara deplasmanıydı, seni ıslıkladılar. İçim acımıştı, umutlarımı yitirmiştim. Hayattan nefret etmiştim. Bugün seni onurlandırmak için, her türlü gribal muhalefete rağmen yatağımdan kalkıyorum. 


Seni bozuk para gibi harcadılar kaptan, onlara izin verdik; affet.

Hakkını helal et. 

19:00

Galatasaray - Karabük

12 Ocak, 2012

Hayata Dönüş

Pek yazamadım son günlerde. Hepimizin başına musallat olmuş, pek çok üniversitede olduğu gibi benim okulumun da sınırlarında hakimiyetini ilan etmiş salgın bir hastalık: finaller... Kimseyle yarışmadan, kendi hayatımızı, sevdamızı yaşamaya geldiğimiz bu şehirde, hayat bir defa daha yarışmanın asla bitmeyeceğini hatırlattı bize. Zaman zaman çalışamamanın, zaman zaman beyin sulanmasının doruklarına ulaştık. Şahsım adına başarılı bir dönem geride kaldı diyebilirim. Kafam şu an için rahat. Sonuçlardan sonra daha doğru bir yorum yaparım, orası bana kalsın.

Şu çalışma döneminde istediğim şeyleri yapmanın pek de imkanı yoktu. ADS maçının ertesi gününe iki final yerleştirilmiş olması gün boyunca yaşadığım ikilemin, sonunda "kalıp çalışmalıyım" kararıyla sonuçlanmasına neden oldu. Adana Demir tribünü yapmak istediği şovu yaptı, camiası için pek de hedef olmayan bir maçı; tribün adına iyi değerlendirdi. Şimdi "Bize ne Adana Demir'den, biz kendimize bakalım." demek moda olduğundan ve bir yanım da hakikaten böyle düşündüğünden buraları hızlı geçelim. 

Biraz da havalar ve sulardan bahsedelim. Hayatımın ve ülkemin başkentinde güzel kar yağdı geçtiğimiz birkaç gün içinde. Bilenler bilir, Ankara'nın beyaza bürünmüş hali çok güzeldir. Hatta belki estetik güzellikten bahsedebileceğiniz tek halidir. Bir de baharın habercisi yalancı yeşillenme yaşanır ki; bu evre oldukça kısadır ve tahminen bahar döneminin ikinci vizelerine denk geleceğinden ben muhtemelen onu da kaçırırım. İstanbul'da ise Rumeli Hisarüstü dolaylarında kötünün kötüsü, şemsiyenin fayda etmediği ve hava sıcaklığının uzuv donmasına yol açtığı bir hava durumu mevcut. Şu dönemde pek başka bir yere gitmediğimden, ancak Boğaziçi dolaylarından haber verebiliyorum. Yarın ise planımız Üsküdar'daki Antalyalı üssüne baskın düzenlemek, kim bilir belki bir melodi daha düşer dillere ve biz yine Kızkulesi manzarasından ilham dileriz. Geçen sefer işe yaramıştı, bu kez neden olmasın?...

Uzun lafın kısası, hayata geri döndüm. Hayat kaldığı yerden devam ediyor...

Tribüncüler okullarında, işlerinde, hayatlarının her alanında "yaşıyor, savaşıyor"...


05 Ocak, 2012

Benim Gecem

An itibariyle final ertesi beyin sulanması yaşıyorum. Okumam gereken bir kitap, yazmam gereken bir tez var. Bir de deney raporu. Hepsi de yarına... Cuma günü mesai saatinin sonuna kadar uyku yok. Bu akşam umutlarımı meze yapıyorum, içmeden kafa oluyorum. Bu gece, benim gecem...


Cama vuran her damlada seni hatırlıyorum...