15 Nisan, 2012

Bizim Aşkımız Bu Renklere?!


Bu hanım kızımız Melo'ya duyduğu yüce aşkı kağıda dökmüş, bir başyapıt.
Toprak atın üzerime,biz bu dünyaya fazlayız. 

07 Nisan, 2012

06 Nisan, 2012

Kalbimizdesin Murat Elsaleh!


Ödül töreni için yarın 14:00'da Yıldız Teknik'in Beşiktaş kampüsündeyiz. 

02 Nisan, 2012

Yine Sana Geliyorum



Son derse girmemenin vicdani huzursuzluğuna,
 yarınki vizenin "çalışmalısın" sinyallerine karşın... 

Ben yine sana geliyorum Galatasaray. 

Galatasaray - Beşiktaş
20:00
İpekçi Cehennemi

31 Mart, 2012

Zamanı Geldi!


Pek çok kişi, pek çok yazıyla beraber paylaşmıştır bu fotoğrafı. Şu anda amacım özgün olmak değil zaten; ama belki de konsantrasyona en çok şu sıralar ihtiyacımız var. Üzerimize oynandığı artık pek de gizli olmayan oyunların, süper final adındaki saçmalığın, sezon sonunda zoraki oynanacak çakma derbilere reyting katma çabalarının farkında olalım. Her şeyi bir kenara bırakıp takımı destekleyelim, onlar para kazanacak diye şampiyonluktan olmayalım. Çoktan kazandığımız bir finali, yoktan yere kaybetmeyelim.

KONSANTRASYON

05 Mart, 2012

Pankart - Boğaziçi


Bundan büyük gurur yok Cimbomlu olmak kadar,

Sevgimiz hiç bitmeyecek kıyamet gününe kadar...

28 Şubat, 2012

Huzur


Ardı arkası gelmez sabahlamaların, göz kapaklarımıza çöken hain uykunun, çıkan her yeni soruna rağmen ayakta kalışımızın, dünya üzerinde başka bir yerde kurulamayacak arkadaşlıkların; bazılarının 2-3 dakikasını bile ayıramayıp maç berabereyken stattan çıktığı ortamda hayatımızı ona adamanın verdiği mutluluğun, lanet olası P3 soğuğunun, bir türlü yeterince makasımız olmayışının, gecenin yarısında Fenerbahçe sarısı tutturmak için verdiğimiz uğraşın, koreografi açıldığı anda kardeşim gibi sevdiklerimin gözünden akan yaşların, deneme yanılmanın bilimsel bir yöntem olmadığını bizlere gösteren P3 rotalarının, elektrikli sobanın kurtardığı hayatların, omuz omuza verdiğimizde yapabileceklerimizin, bundan sonra yapacaklarımızın, en basit haliyle sarı ve kırmızının bizlere yaşattığı gururun bir tarifi yok.

Şimdilerde mahallemiz "huzur".


12 Şubat, 2012

Zor Dostum Zor


Şu manzarayı dünya gözüyle görenler, bir kez bile olsa o tribünlerde bulunmuş olanlar... Şanslı nesiliz biz. Belki bir hatta iki nesil geç kaldık bu duygulara; ama biz yine de şanslıyız. Eski heyecanı kalmadı stadyuma koşmanın. Dünya değiştikçe futbol değişti, kaydı gitti ellerimizden. Dört kolla sarılırdık biz bu oyuna, güneşin alnında sabahtan akşama boşuna değildi koşuşturmamız. "Eğleniyorduk işte" yetersiz kalır o duyguları anlatmaya. Biz güzel oynardık bu oyunu, ince ince işlerdik rakibi. Kavgalar ederdik, arkadaşlarımızı bazen kardeşlerimizi alırdık karşımıza. Düşerdik belki; ama kalkıp kovalardık rakibimizi. Düşünce kalkmayı biz bu oyundan öğrendik. Para giremezdi oyunumuza, paranın kahpelik getirdiğini bize bu oyun öğretti. Temiz oynardık biz futbolu, futbol da her şey gibi temizken güzeldi. Biz futbolu oyun konsollarında değil, sahada kaybederek öğrendik. Bu oyun bize Galatasaray'ı verdi. Biz ondan ne istedik? Onun güzelliği kimi, neden bu kadar rahatsız etti? Mahalle futbolu benim mahallemde yok artık. Bizlere ilham veren o eski futbolcular yok. Sokaklarda bizim heyecanımızla top koşturan çocuklar yok. Ne yaparsak yapalım eski Galatasaray yok. Mecidiyeköy yok, Kapalı da Eski Açık da yok. O temiz oyun yok artık, onu temiz tutma kavgasında yenildik. Futbola dair çok fazla şey kaybettik biz...

Canımız yanıyor, içimiz acıyor...
Hepsine eyvallah ama; seni kaybetmemize nasıl izin verdin? 


zor dostum zor, gülerken ağlamak
o aşk dolu günlerin ardından bakmak

10 Şubat, 2012

Zaferden Zafere

Şimdi nereye baksam sen. Seni seven de sevmeyen de senden bahsetmekte. Ne güzel heyecansın sen. Kara kışın en kara günlerinde beni yollara düşüren, en soğuk gecelerde iki dakika sürecek görsellik için sabahlatan gencecik yürekleri...


Tutunacak dalımızsın sen. Belki bu yüzden ne zaman düşsen kaldırmaya koşuyoruz, sırtın yere gelmesin diye canımızı dişimize takıyoruz. Tek umudumuzsun sen. Belki bu yüzden hayatta ne varsa hepsini unutmak için sana geliyoruz. Ve sen daha önce hiç görmediğim biçimde kucak açıyorsun bizlere, en güzel sevincimiz; en taze umudumuz oluyorsun. Ama henüz bitmedi, birlikte yürüyeceğiz bu yolu. Bir düşersen, bin kaldıracağız seni. Zaferden zafere koşacağız birlikte...

Şimdi sen, yeniden...
Aslan gibi savaş Galatasaray
Tükenmez umudum
Varsa sarı kırmızı formasında
Bir düşer, bin kalkar
Cimbombom zaferden zafere koşar!

06 Şubat, 2012

26 Ocak, 2012

Şen Ola Cimbom!


Sen varsan umut var. 

Umudumuzun adı Galatasaray!

Galatasaray 78 - 77 Olympiakos

23 Ocak, 2012

Münferit-Deplasif


Güneş sensin, ay sensin
Gökteki yıldız sensin
Dünyalara değişmem 
Sen her şeyden güzelsin...

Eskişehir 0 - 0 Galatasaray

19 Ocak, 2012

Sana Değer


Sen bugün kazanamasan da hayallerimizin uğrunda savaşmaya, 
sana değer Galatasaray...

20:30
Sinan Erdem
Anadolu Efes - GALATASARAY

15 Ocak, 2012

Ahmet Cömert Sakinleri


Kimimiz çoktan düştü yola, bazımız son hazırlıklarını yapmakta...

Bizler Ahmet Cömert sakinleri, bir kez daha sevdamızın en sade; en temiz halini yaşamaya ve yaşatmaya geliyoruz.

15:00 

Galatasaray - Karagücü

14 Ocak, 2012

Büyük Kaptan

"Bülent Korkmaz: Bir Galatasaray Efsanesi 
Futbolculuk kariyeri başarılarla ve Galatasaray ile dolu olan Bülent Korkmaz, profesyonel yaşantısı boyunca tek bir formayı terletti. Florya Metin Oktay Tesisleri’ne adım attığında 11 yaşında olan Korkmaz, 1984 senesine kadar altyapı kategorilerinde boy gösterdikten sonra 16 yaşında profesyonel kontrat imzalayacaktı. Devam eden 20 yılda da Galatasaray için mücadele eden efsanevi oyuncu, ilk sezonundan önce Bayer Leverkusen’den gelen transfer teklifini reddederek sarı-kırmızı altında büyümeyi tercih ediyordu.

Futbolculuk kariyeri boyunca profesyonelliği ile tüm takım arkadaşlarına örnek gösterilen Bülent Korkmaz, Galatasaray’da 8 Türkiye Ligi, 6 Türkiye Kupası, 6 TSYD Kupası, 5 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 2 Başbakanlık Kupası, 1 UEFA Kupası ve 1 UEFA Süper Kupa şampiyonluğu yaşadı. 3 numaralı forması, pazusuna taktığı kaptanlık bandıyla taraftarın sahadaki temsilcisi olan “Büyük Kaptan”, ülke futbolunda yıllar boyunca “Bayrak Adam” kavramına karşılık geldi. 17 Mayıs 2000 günü Danimarka’nın Kopenhag kentindeki Parken Stadı’nda omzundan sakatlanmasına karşın sargılı koluyla maça devam eden Bülent Korkmaz, Arsenal’e karşı kazanılan UEFA Kupası şampiyonluğunun da sembolü oldu."




Bir Ankara deplasmanıydı, seni ıslıkladılar. İçim acımıştı, umutlarımı yitirmiştim. Hayattan nefret etmiştim. Bugün seni onurlandırmak için, her türlü gribal muhalefete rağmen yatağımdan kalkıyorum. 


Seni bozuk para gibi harcadılar kaptan, onlara izin verdik; affet.

Hakkını helal et. 

19:00

Galatasaray - Karabük

12 Ocak, 2012

Hayata Dönüş

Pek yazamadım son günlerde. Hepimizin başına musallat olmuş, pek çok üniversitede olduğu gibi benim okulumun da sınırlarında hakimiyetini ilan etmiş salgın bir hastalık: finaller... Kimseyle yarışmadan, kendi hayatımızı, sevdamızı yaşamaya geldiğimiz bu şehirde, hayat bir defa daha yarışmanın asla bitmeyeceğini hatırlattı bize. Zaman zaman çalışamamanın, zaman zaman beyin sulanmasının doruklarına ulaştık. Şahsım adına başarılı bir dönem geride kaldı diyebilirim. Kafam şu an için rahat. Sonuçlardan sonra daha doğru bir yorum yaparım, orası bana kalsın.

Şu çalışma döneminde istediğim şeyleri yapmanın pek de imkanı yoktu. ADS maçının ertesi gününe iki final yerleştirilmiş olması gün boyunca yaşadığım ikilemin, sonunda "kalıp çalışmalıyım" kararıyla sonuçlanmasına neden oldu. Adana Demir tribünü yapmak istediği şovu yaptı, camiası için pek de hedef olmayan bir maçı; tribün adına iyi değerlendirdi. Şimdi "Bize ne Adana Demir'den, biz kendimize bakalım." demek moda olduğundan ve bir yanım da hakikaten böyle düşündüğünden buraları hızlı geçelim. 

Biraz da havalar ve sulardan bahsedelim. Hayatımın ve ülkemin başkentinde güzel kar yağdı geçtiğimiz birkaç gün içinde. Bilenler bilir, Ankara'nın beyaza bürünmüş hali çok güzeldir. Hatta belki estetik güzellikten bahsedebileceğiniz tek halidir. Bir de baharın habercisi yalancı yeşillenme yaşanır ki; bu evre oldukça kısadır ve tahminen bahar döneminin ikinci vizelerine denk geleceğinden ben muhtemelen onu da kaçırırım. İstanbul'da ise Rumeli Hisarüstü dolaylarında kötünün kötüsü, şemsiyenin fayda etmediği ve hava sıcaklığının uzuv donmasına yol açtığı bir hava durumu mevcut. Şu dönemde pek başka bir yere gitmediğimden, ancak Boğaziçi dolaylarından haber verebiliyorum. Yarın ise planımız Üsküdar'daki Antalyalı üssüne baskın düzenlemek, kim bilir belki bir melodi daha düşer dillere ve biz yine Kızkulesi manzarasından ilham dileriz. Geçen sefer işe yaramıştı, bu kez neden olmasın?...

Uzun lafın kısası, hayata geri döndüm. Hayat kaldığı yerden devam ediyor...

Tribüncüler okullarında, işlerinde, hayatlarının her alanında "yaşıyor, savaşıyor"...


05 Ocak, 2012

Benim Gecem

An itibariyle final ertesi beyin sulanması yaşıyorum. Okumam gereken bir kitap, yazmam gereken bir tez var. Bir de deney raporu. Hepsi de yarına... Cuma günü mesai saatinin sonuna kadar uyku yok. Bu akşam umutlarımı meze yapıyorum, içmeden kafa oluyorum. Bu gece, benim gecem...


Cama vuran her damlada seni hatırlıyorum...