21 Ekim, 2011

Düşüyoruz Yine Yoluna


gecenin yarısında kıvrılır altımızda asfalt, 

uyku girer aklımıza, 

yıkık hayaller görürüz yollar boyunca...


 İstikamet Antalya.

15 Ekim, 2011

On Road, Once Again

Perşembe öğleden sonra yine düştüm yola. Artık buraya Ankara temalı, duygusal yazılar yazmıyorum. Alıştım mı acaba? Altı saatlik yola alıştığım kesin. Dizüstü bilgisayarın şarjı bitene kadar dizi izliyorum, sonra kitap okuyorum. Sıkılınca otobüsün dizininden bir de film patlatıyorum. Sıkılma fırsatım bile olmuyor, Ankara gişeleri görüyorum. Öğrenci indirimi yapmaya karar veren kodaman bir otobüs firması sayesinde, artık AŞTİ çilesini çekmiyorum. EC.101 kodlu güzelim derste öğrendiğim "Price Discrimination" olayını kavrayan bir firma daha. Farkında değilim sanmayın sevgili firma yetkilileri, ilişkimiz mutualist temellere dayanmakta. Velhasıl, yarın yeniden yola çıkıyorum. Ankara'daki derbiyi es geçiyorum, Bursa maçı hedef maçı. Rakip tribünün deplasman yasağı kalkıyormuş, iyi güzel. Deplasman tribününün sağlam olduğu maçlar bizim gibilere daha çok keyif verir. Hele biz deplase olmuşsak...

Her iki takım da çıkışta, ama bu maçı kazanmamız bizim için bir şeylerin netleşmesi anlamına gelebilir. Bursa'nın Galatasaray deplasmanında kaybedebileceği çok da bir şey yok. Saldırması gereken tabi ki biziz, yine omuz omuza vereceğiz, yükselecek sesimiz ufuklara:


Saldır Galatasaray!

12 Ekim, 2011

01 Ekim, 2011

Sen Şampiyon Olacaksın!


Perşembe akşamı Kavacık'ta kalabalıkların sessizleştiği, gelenle gidenin birbirine karıştığı bir akşamda başladım yolculuğa. Rakip firmanın otobüsleri tıkır tıkır gelirken, benim tercih ettiğim firma FSM Köprüsü trafiğinden şikayetçi, ağlamaklı anonslarda bulunuyordu yolcularına. 1 saat gecikmeli başlayan yolculuk, sonraki sefere yetişmeye çalışan otobüs personeli ve 15 dk molanın ardından Ankara. İstanbul'un gündüz güneşine biraz da bilerek kanıp şortla gelince, başkentin ayazı hatırlattı gelmekte olan mevsimi. Ertesi sabahki biletix seansı uykumdan çalsa da bilet almayı başarmaktan ötürü sevinçli yaşadım son iki günü. Gerçi benim almam yetmez, orada olması gereken herkes de alabilmeliydi. Bu noktada geçmişteki gişe itişmelerini hatırlayıp geçmişi özlemle anıyoruz. Gücün hükmettiği yerde güçlü olmaktı amaç. Güçlü olan stada girebiliyordu, olmayan bilet kuyruğuna bile gelemiyordu. Böylesi daha mı iyi diye düşünürken bizim arkadaşların çoğunun mağdur olduğunu öğreniyorum sosyal medyadan. Tribünde kalabalık olup, şahsi nefretimin en yoğun odağı olan çakallar camiasını kendi statlarında susturmak isterdim. Hala umudum var gerçi, biletlerin bu kadar kısa süre içinde bitmesi bir şeylerin habercisi olabilir. Tribünü yaşayan bunu bilir. Tabi bence asıl sonuç, maçtan önce koyu tenli bozuk ağızlı birkaç çakalın karaborsası olur. Yine de yarın ola hayrola.

Maça dönersek, evime en yakın deplasman olması en güzeli. Bir Bursa, bir İnönü değil, bir Kadıköy hiç değil tabi. Ama olsun, en azından su götürür bir rakip tribün ve nispeten formda bir Galatasaray. Bu maçı almak, sonra Bursa maçını almak, sonra kupayı almak gibi isteklerimiz var. Ve biliyorum ki, önümüzde mutluluklarla dolu bir sene var. Yazıdaki duygusal yoğunluk normal seviyenin biraz altında, şöyle bitirelim:

Tribünlerde coşacaksın, kupaları alacaksın..
                                               Sen şampiyon olacaksın!