26 Ağustos, 2011

Simple Past Tense



"Müthiş bir taraftar desteğiyle oyuna başladı Galatasaray, Arif ligde 15 golün sahibi.."

25 Ağustos, 2011

Every Weekend On Your Side!

1. Hafta: Büyükşehir Belediyespor - Galatasaray
2. Hafta: Galatasaray - Samsunspor
3. Hafta: Karabükspor - Galatasaray
4. Hafta: Galatasaray - Eskişehirspor
5. Hafta: Ankaragücü - Galatasaray
6. Hafta: Galatasaray - Bursaspor
7. Hafta: MP Antalyaspor - Galatasaray
8. Hafta: Galatasaray - Gaziantepspor
9. Hafta: Kayserispor - Galatasaray
10. Hafta: Galatasaray - Mersin İdman Yurdu
11. Hafta: Beşiktaş - Galatasaray
12. Hafta: Galatasaray - Sivasspor
13. Hafta: Gençlerbirliği - Galatasaray
14. Hafta: Galatasaray - Fenerbahçe
15. Hafta: Trabzonspor - Galatasaray
16. Hafta: Orduspor - Galatasaray
17. Hafta: Galatasaray - Manisaspor 

Erken Kaybedenler

"...Ayrıca adaların denizi de temizdir herhalde. Bizim burada da deniz var ama çok pis. Anahtarlık, sigara paketi, kibrit, kutu kola kutusu, terlik teki, bilimum ıvır zıvır işte, bitpazarı gibi, ne ararsan var. Bir sürü yosun ve denizanası da cabası . Geçen yazdan önceki yaz birkaç sefer gitmiştik, annem de denizanalarından korktuğu için girememişti. Ben denizanasını avucuma almış, fırlatacak uyuz biri var mı acaba çevremde diye aranmaya başlamıştım. Annem koşarak gelmiş ortalığı ayağa kaldırmıştı. Denizanaları adamın üstüne yapışırlarmış, yapışınca da hasta ederlermiş. Öyle dehşet içinde anlatmıştı ki bunları, kendi korkusunu bana da geçirmeyi başarmıştı. Yeni edindiğim denizanası korkum, bu korku yüzünden harbiden siniri bozulmuş bir ruh hastası gibi, çeşitli jest ve mimiklerle destekleyerek babama açmıştım hemen. Babam, ottan boktan korkan bir tip olacağımdan korktuğunu söylemişti. Herkesin bir şeylerden korktuğu üç kişilik bir aileyiz işte. Soyadımız Korkmaz. Ben devlet olsam buna müsaade etmem..."


Erken Kaybedenler - Emrah Serbes

"Yoldan çıkmış bir neslin manifestosu."

24 Ağustos, 2011

Nostalgia


Devirdiğimiz devlerle dolu bu dünya, 
Saldır Cimbom Allah aşkına !

Real Madrid - GALATASARAY
23:30

20 Ağustos, 2011

Son Hafriyat






















"Bir eli direksiyonda, diğer eli Tekel Birası'ndayken, cebinde Hoppa'yla ve göğsünün ortasında matkapla açılmış bir yarayla, farkında olmadan Esat'a gelmişti. Çünkü Esat, küçük ve büyük olmak üzere ikiye ayrılan, şirin bir semtimizdir. Burada, aşk acısı çeken sempatik insanlar oturur. Bu semtimizin bir diğer özelliği de sınırlarının belirsiz olmasıdır. Bu yüzden pek çok Ankaralı, Esat'ta oturmadığı halde kendini Esatlı zanneder."

Son Hafriyat, Bir Ankara Polisiyesi

Emrah Serbes - 2007

Ankara

16 Ağustos, 2011

Her Temas İz Bırakır


On gün içinde tüm sezonunu izledikten sonra, nasıl başladığını öğrenmem lazımdı.

Her şey bu kitapla başladı..

"Kırmızı Vosvos az ötede duruyordu. Gökyüzünde tek yıldız yoktu."

Emrah Serbes
2006 / Ankara

Onun Aslanları


Geçen sezon herhalde artık hiçbir şey bizi heyecanlandıramaz derken, futbolcuların isimlerini duymak bile sinirimizi bozarken onlar yetişti imdadımıza. Önceleri iyi takımız, mücadelemiz de iyi; bu sene bir şeyler olur dedik. Sonra sonra bir sürü mesele girdi araya, sezon uzun tabi. Maçları ardı ardına kazandılar, ne zaman İpekçi'ye düşse yolumuz; iyi niyetli tribün çabamız ve galibiyet gelmese de takım olan inancımızla gülen yüzlerle ayrıldık salondan. Sezon sonunda bir haftalık sendeleme ve ilk turda Beşiktaş'ı bulduk karşımızda. Tribünler normalin üstünde dolmaya başladı, takım da normalin üstünde oynamaya. İpekçi'deki tek maç yetti kartalı süpürmeye. O gün yaptığımız tribün mutluluktan havalara uçurmuştu bizi. O zaman anladık bu tribünün kurtuluşu o salondan geçiyordu. Hücum başlangıçlarında alkışlarımızla güç kattığımız ani girişler tüm tribüne yayılırken takım da şaha kalkıyordu. Savunmada 5-6 kişiyle sürdürüyorduk besteleri, hücuma geçer geçmez toparlıyorduk tribünü. Islık kıyameti kopuyordu bir yandan, el üstü şutlar atıyordu rakipler ve Tutku'yla saldırıyordu Galatasaray. Bizim için hiç hesapta olmayan sezon sonu mutluluklarıydı bunlar. Bütün senenin çabası meyve veriyordu. Başarıya hiçbir zaman şartlamadık bünyeleri ama sarı kırmızı armanın başarısı mutluluğun en güzeliydi. Molaya giderken "re re re ra ra ra", mola dönüşlerinde "kalplerde yıldız gönüllerde ay" dillerden düşmedi. Sonra tek otobüs Bandırma deplasmanı, ordaki güçlü tribün; deplasmandan çıkardığımız tek galibiyetle İstanbul'a döndü takım. İstanbul'da devam eden güzel oyunla finale uğurladık onları. Final heyecanı zaten herkesin aklında. Son saniye basketiyle yeniden umutlandığımız sırada Ankara'daydım. Erkenden umudumu yitirmek utandırınca, sonraki maça Ankara'dan kalkıp gittim. Kaybettik belki ama, yaşadığımız mutluluğa, bize yaşattıkları heyecana değdi. Formayı ıslattıkları her damlayla mutlu ettiler bizi. Başlarında adam gibi bir adam vardı. Geçen sezon futbol takımında mumla aradığımız cinsten bir adam. O  bu sene de takımın başında. Takıma birkaç takviye yapıldı, gelenler gidenler oldu; ama sahada onun aslanları oldukça, içimiz rahat. Bugün idmanın son bölümünde taraftarla buluşuyorlar, fırsatı olan herkes gitmeli.

"Bu büyük taraftarınla, yine şampiyon olalım..."

15 Ağustos, 2011

Görünen Köyün Kılavuzu

Susmayı planlıyordum. Bugün yapılacak olan açıklamanın tatmin edici olmayacağını biliyordum; ama susmayı planlıyordum. Çünkü biz konuştukça; malum takım ve diğerleriyle ilgili somut karar beklentimizi dile getirdikçe haksız duruma düşüyorduk. En güzeli susmak ve izlemekti bana göre. Hayır hayır, en güzeli eyyamcı şerefsizlerin okuduğu o listede Galatasaray'dan tek bir isim bile duymamaktı. En güzeli kuduz köpekler gibi etrafa saldıran insan taklitlerinin her seferinde duvara çarpıp yere yığılışlarıydı. Caddeye sığmayıp Taksim'e geliyoruz diyip, yokları oynayışlarıydı. En güzeli bir anda lisenin önünde beliren binlerce Galatasaraylıydı. Ve ben bugün susmayı planlıyordum. En güzel cevabı, konuşmaya bile gerek kalmadan veriyorduk çünkü.


Lakin olaylar ilk patlak verdiğinde, "Sandığımızdan da kötü", "Mahkemeden önce karar vermemiz şart." diyerek, yetinmeyip bir de ligleri erteleyen zeka yoksunu zihniyet bugün çıkıp savunma hakkından, soruşturmanın gizliliğinden ve delil eksikliğinden bahsetti. Ardından bu dedikleriyle çelişerek, onlarca ismi PFDK'ya sevketti. Sırf Galatasaraylılar değil, futbola gönül veren her vatandaş bir şeylerin değiştiğini görmek için ekran başında bu safsataları dinledi. Birkaç soru geldi akıllarına, aptal yerine kondular çünkü. Madem savunma hakkını kullanamayacaktı şüpheliler, ligi ne diye ertelediniz? Madem karar veremeyecektiniz, madem kalıbınız ve tarafınız yetmeyecekti, ne diye beklettiniz bunca insanı bu kadar? Madem ki gizlilik kararı sizin önünüzde bir engeldi, karar yetkiniz yoktu; ne diye aldınız delilleri? En nihayetinde, siz 1 aydır ne iş yaptınız mübarekler?

Cevap veremeyeceğiniz sorular sordurmayın bize. Tarafınız neyse belli edin, deyin ki : "Ekonomik olarak bilmem ne, Anadolu kulüpleri de böyle böyle, biz de şöyle şerefsiziz..", biz de bilelim. Görünen köyün bir kılavuzu kaldı eksik, onu da vermiş olursunuz böylece.

11 Ağustos, 2011

Seviyoruz


Seviyoruz seni can-ı gönülden
Cimbombomsun sen bizim canımız!

08 Ağustos, 2011

Ankara

Şarkılarda duyduk sesini önceleri. Halbuki sen çok gürültü yapardın, biz nasıl duyduk o şarkıları? Biz kimdik lan..Biz sana uyandık, gözümüzü seninle açtık. İs kokardı nefesin o zamanlar. Kapkaraydı yüzün, kar yağmadan aydınlanmazdı kışları. Yazları sıcak ve kuraktı, o hiç değişmedi. Kışları soğuk ve kar yağışlıydın sen. O zamanlar gerçekten kar yağardı, yağdı mı kalkmazdı yerden. Kızılay çamur deryası olurdu, hiç anlam veremediğim bir insan kalabalığı koşuştururdu akşamları. Güvenpark'tan oluk oluk dolmuş akardı Kumrular'a. Güzel yerdi o zamanlar Keçiören. Evimiz de güzeldi. Kimse bilmez ama su verirsen bozkır kalmaz Ankara. Biraz nem görünce yeşilleniverir toprak buralarda. O ev yemyeşildi, taştan bir avlusu o avludan sokağa inen merdivenleri vardı. Bahçesindeki dut ağacı meyve verdiğinde bizden mutlusu yoktu. Kolaydı mutluluk, portakallı meybuz bir de bmx. Çocuk esirgemenin ilerisi yasaktı bize. Sokağın adı yok aklımda, ama o sokakta kilometrelerce bisiklet sürdüm. Bir aşağı, bir yukarı. İlk çocukluğum öyle geçti benim. Şimdi korkuyorum, ilerde çocuğum olursa bunları yaşayabilecek mi diye. Sonra taşındık oralardan. 

Denizsiz şehir eksik şehirmiş hep öyle dediler. Biz çok uğraştık sokaklarını denize çıkaramadık. İnce bellinin kırmızı beyaz tabağına güzel bir manzara iliştiremedik. Ne fark eder dedik içimizden, biz ilk seni gördük, ondan sevdik seni. Şarkılarda duyduk sesini, en güzel vokali sen yapardın. Gizemli şehirdin. Ben çok merak ederdim. Pavyonların içi de kapıları kadar gösterişli midir? Gençler'in niye bu kadar az taraftarı var? Atatürk de sever miydi Ankara'yı? Demirtepe-Maltepe arası dümdüzken niye ikisinin de adı tepe? Balgat ne demek? Çankırı Caddesi'nden Aydınlıkevler'e giderdim anneanneme. Geçerken Bentderesi bilmecesine bakardım uzaktan. Dağlar, tepeler dolusu gecekondu. En tepedeydi Kale, en üstteydi bayrak.

Yıllar geçti, biz büyüdük. Senin kanını emen bir şerefsiz vardı hep. İsmi geçer oldu masum hayatlarımızda, birilerini ona küfrederken duyar olduk. Kim oy veriyordu o zaman o adama? Anlamadık. O adam hala başında, alt geçit manyağı yaptı yolları, su bastı geçenlerde birini. Metroya başladı, şu zamanda bitecek dediler. Meğerse bir tane ray döşememiş sonradan öğrendik. Aptal yerine koydular seni. Tüm memleketi aptal yerine koydular. AVM kenti oldun haberin olmadı. Bir tane, beş tane derken her tarafı kapladılar. Sokaklarını denize çıkaramadık ondan oldu hep.

Bozkırda yeşil bir yuvaydı okulum. Yeşil değildi pek ama marşını öyle yazmışlardı. E biz de söylüyorduk. Her gün iki saat yol çekerdim. Değerdi ama. İyi top oynardık, güzel zamanlardı. Kola kutusundan, pet şişe kapağından bile futbol topu yapardık. O kadar yaratıcıydık. Eylemler olurdu parmaklıkların dışında. Polisin biber gazı bu kadar etkili değildi o zamanlar. Zırhlıdan tazyikli su sıkarlardı. Yere düşen afişler görürdük, nöbetçi öğretmenler aceleyle içeri alırlardı bizi. Sınıfın camından izlerdik. Okul çıkışı seyyarlardan saçmasapan şeyler alırdık. Servis Kolej'den Kurtuluş'a dönene kadar yarım saat geçerdi. Sıhhıye'den Gazi Mahallesi'nden geçip çiftliğin oradan devam ederdik. Güzel günlerdi, onlar da geçti gitti.


Denizsiz şehir eksik şehirmiş hep öyle dediler. Biz çok uğraştık sokakların denize çıkmadı. Ne fark ederdi ki, biz ilk seni gördük ilk seni sevdik. Şarkılarda duyduk sesini, en güzel vokali sen yapardın. Ankara'nın en çok İstanbul'a dönüşünü sevdiler birileri. Biz nereye gitsek seni özledik. Şarkılarda duyduk sesini, en güzel vokali sen yapardın.



Behzat Ç.


Bir Ankara Polisiyesi

çekemeyen Arka Sokaklar izlesin.

04 Ağustos, 2011

Alnımızın Akı


" Yürütülen bir soruşturma kapsamında Sayın Bülent Tulun'un tanıklığına ihtiyaç duyulmuştur. Gerek Sayın Bülent Tulun gerekse Galatasaray Spor Kulübü, Emniyet ve Savcılığa her türlü yardımı yapmaktadırlar.Bu bağlamda Sayın Bülent Tulun, Florya tesislerinde emniyet mensuplarıyla biraraya gelmiştir.

Galatasaray Spor Kulübü "

Gün içerisinde birtakım basın-yayın mecraları ve ismi lazım olmayan camiaların köpekleri, içine düştükleri bataktan sıkılmış olacaklar ki; bizi de içine çekmeye çalıştılar. Unutmayın şeref yoksunları, bizim yolumuz ayrı. Unutmayın haysiyet yoksunları, sizin lekeli geçmişiniz geleceğinizi kararttı. Saldırın bize, siz saldırdıkça daha da gururlandığımız değerlerimiz var bizim.

Sarıyla kırmızı, alnımızın akıdır! 

Çocuk Düşlerimiz


olsun demek de zor artık
çocuk düşlerimiz yok artık