30 Ocak, 2011

#2 Bursa



Daha İstanbul uyanmamışken, ben her zamanki gibi Alibeyköy'de indim otobüsten. Çukur gibi semt, gerçi adı geçen semt orası mı bilmiyorum. Firmaların terminalleri var yol üzerinde, o kadarını görüyorum. Burdan Alibeyköylüleri tenzih ederim; ama ne zaman insem otobüsten, kendimi kötü hissediyorum orada. Her neyse, öğrenci evine kısa bir ziyaret ve az biraz uykudan sonra İncirli'ye yol aldık. Doğrusunu söylemek gerekirse, umut vardı içimde. Bursa'yı yenmememiz için hiçbir sebep görmüyordum. Zaten maç da haklı çıkardı beni. İki bireysel hata kalemize bile zor gelen rakibe iki gol hediye etti. Buradan hakeme de Ufuk'a da selam olsun. Bizimkiler de sağ olsunlar oynamadılar yine; ama en azından berabere bitebilirdi maç. Galibiyeti bile hak etmediklerini düşünüyorum, iki fark için ne düşündüğümü siz tahmin edersiniz artık. Sahadaki oyunla ilgili bunları söylemem yeterli sanırım.

Yolculuğa gelirsek, önce karadan deniz otobüsüne ulaştık. Karşıya geçtik, sonra yine otobüsle Bursa'ya vardık. İçinde bulunduğumuz bütün vasıtalara güzel muhabbet taşıyoruz. Yine çok eğlendik. Küçük bir sır, UNI safları arasından yeni bir fenomen daha doğdu. Onun da katkılarıyla neşemiz katlandı, yollar kısaldı. 


Bursa'da polis kontrolü, soğuk ve yağışlı hava, bekleyiş üst üste geldi. Gerilmeye hazır sinirler vardı, yetersiz polis eskortuyla Kültür Park'tan stada yürüyüşümüzde küçük çapta patlama yaşandı. Polisin her zamanki mantık hataları, tez canlı birkaç Bursalı asıl nedenlerdi diyebilirim. Aynı versiyonla içeride de karşılaştık. Kapılar açık olsa üstümüze gelemeyecek olan bazı arkadaşlar, kapalı kapılar ardından delikanlılık gösterilerinde bulundular. Keyifle izledik. Ama arkadaşların yaptığı tam gösteriymiş, çevik kuvvet daha tribüne girmeden gösteri alanını boşaltmayı başardılar. Son selamı vermeden sahneyi terk etseler de alkışlar onlara. 

Çıkışta açlıktan bayılma seviyesine ulaşmayı başarmıştık sanırım. Temel besin kaynağımız simide sarıldık bir süre. Yetmeyince ikmal merkezinden bilimum abur cubur temin edildi, keyifler yeniden yerine geldi. Ön sıralarla, arka tarafın atışmasında dostluk kazandı. Yeniden deniz otobüsü, Esenler'e giden otobüse geçişimiz, 02:15'te şans eseri yakaladığımız bir otobüs ve yorgunluğa teslim olan bünyeler. Uyanık bir an bile yaşamadan Ankara'ya kadar geldim. 

Mağlubiyete, yarattığı yorgunluğa, size "Bursa'ya da gitmeseydin" dedirtecek ne varsa; hepsine rağmen gülmeyi eğlenmeyi bilmek. Bizi anlatan şey bu olsa gerek. Bu dünyada böylesine koşulsuz mutlu olduğum sayılı yerlerden birisidir; kardeşlerimin, abilerimin yanı. Çünkü biz beraberken, tek bir şeye inanırız;

Yaşamın güzelliğine..


28 Ocak, 2011

Sevmek Suçsa

Bazılarınıza fazla arabesk gelebilir bu başlık. Ama durumum bundan ibaret. Toplantımız yapıldı bugün Tandoğan'da. Her şey gayet güzeldi. Tek sorun Bursa izninin babamdan alınamamış olmasaydı. Onun rızasıyla gitmeyi isterdim; ama olmadı. Bu olayın her defasında tartışma konusu olmasından da sıkılmış durumdayım. Bu sefer kökten çözüm üretiyorum. Bundan sonra izin almak yok, haber vermek var. Sorun çıkarmadan, kimseyi üzmeden gitmek isterdim; ama yolları kapattılar. Elden ne gelir, en büyük sevdam orada beni beklerken, burada oturmak olmaz. Başka takımların maçlarına gittiğimde bile oturamayan ben, benim takımım sahadayken evde nasıl otururum?

Vasattan hallice bir bütçeyle yola çıkıyorum. Geride sinirli bir baba ve üzgün bir anne bırakıyorum. Böylece onlar da her seferinde sinirlenmemeyi ve üzülmemeyi öğrenecekler.

Sevmek suçsa, 
geliyorum Bursa..


27 Ocak, 2011

Omuz Omuza

Yarın Ankara'da toplanıyoruz. Ben de okul temsilcim ve UNI'deki pek çok arkadaşımla beraber oradayım. Bir sürü tribün insanı, yarın tribünü konuşacak. Ertesinde malumunuz Bursa deplasmanı var. İmkanlar el verirse gitmeyi planlıyorum. Futbol takımında son hafta gördüğüm ışık beni gelecek adına umutlandırdı. En önemli iki kulvardan birinden elenmiş, diğerine havlu atmış olsak da ben sahada savaşan bir takım görebilme ihtimalimizi sevdim. Bursa deplasmanı da diğerlerine benzemez, pas geçmemek lazım. An itibariyle Ankara'da bulunmam saygıdeğer babamın rızasını almamı gerektirebilir. Sıkıcı durumlar ama elbet düşeriz yine yola, elbet vardır bize de bir cam kenarı, santrayla beraber haykırırız yine sevdamızı.

Çünkü bazen; sadece omuz omuzayken çekilir hayat..




Canın Sağ Olsun

 

İlk görüşte sevgilim oldun

Sensiz bu hayat olmaz olsun

Gençliğimin ...na koydun

Cimbombomum canın sağ olsun


25 Ocak, 2011

Hadi Ordan




"Galatasaraylıların tribünlerde yarattığı müthiş ambiyans ve olağanüstü etkileyici boyutlara ulaşan destek düzeyi, taraftarın takımını nasıl pozitif yönde etkileyebileceğine dair en güzel örneği vermiştir." 


Galatasaray Spor Kulübü Yönetim Kurulu


                                                                         
Yok canım, vallahi inanmam. O sizin ambiyansınız. Örnek olunacaksa sizler olursunuz efendim, bizim ne haddimize. Yeri gelince unutun, satın taraftarı, teslim edin polise. Sonra resmi siteden yarım elma, gönül alma.. Samimiyet ne güzel erdemdir halbuki. Tutarlılık ne kadar kolaydır kıvırmayınca. Hafıza ne yararlı şeydir, yapılanları tek tek kazıyınca bir kenara.

"Herkes gider, Biz kalırız.."

How I Met Your Mother



Yine fena sardım sana. Hadi hayırlısı..

24 Ocak, 2011

Yekta


"Dışarıdan taraftar olarak bakıyordum, içerisi bambaşka. Omuzlarımda büyük bir yük var ama kaldırabileceğimi düşünüyorum. Şu anda en mutlu olduğum yerdeyim. Galatasaray formasıyla sahadayım."


O sahaya taraftar olarak bakabilen, bizim ne beklediğimizi, neye değer verdiğimizi bilir. 


Yolun açık olsun Yekta..

Her Şey Senin Uğruna

Şehirler arası bir yolculuğun son anlarında demlenmiş bir çayla başladık güne. Uyuklayarak ulaştık İstanbul'a. Sabah öğrenci evine uğradık. Bir buçuk saatlik paha biçilemez bir uykunun ardından bir kez daha düştüm yollara. Aynı yolun yolcusu diğer iki kişi uykuya teslim oldu bu kez. Yolun ucu Pazar sabahı beni yine Ataköy'e götürdü. Orası engellere baş kaldıran adamların desteğimizle mutlu oldukları mekan.



Sen benim tek aşkımsın..


Sonra Mecidiyeköy'de buluşma ve yeni stada bir kez daha merhaba. İlk defa görenlerin yüzlerindeki şaşkın mutluluk. Bu kez daha organize bir tribün duruşu ve yükselen sesimiz. Takımın beklediğimiz oyun tarzını sahaya yansıtmasıyla coşan bizler ve bizlere ayak uydurup gücümüze güç katan büyük Galatasaray taraftarı.

 

Demek ki davetiyesiz her şey farklı olabiliyormuş, bunu anlamış oldum. Ama asıl sorun acaba biz bu kalabalığı her maçta yaratabilecek miyiz? Bunda herkesin belli şüpheleri var. Unutmadan, ikinci devrenin ilk anlarında arkamı döndüğümde gördüğüm birkaç kişi beni mutlu etti. Ankara tribününden arkadaşlarım bilet satılınca gelebilmişler stada. Çok fazla uzatmadan, güzel bir gün; iki güzel galibiyet ve gülen yüzler. Özlediğimiz ne varsa bir gün içinde yaşadım. Şimdi doğaçlama bir dönüş peşindeyiz başkente. 

Her şey senin uğruna,
katlanmak boyun borcum..





22 Ocak, 2011

Toplanıyoruz



Bugün aldığım güzel haber. Toplantı oldukça faydalı olacaktır, buna inancım tam. Bunun yanında Ankara'da olması da beni ayrıca sevindirdi. Sarı kırmızıya gönül vermiş güzel insanları, arkadaşlarımı ağırlama fırsatı. Her şey bir yana, son zamanlarda yıpratılmaya çalışılan oluşumumuzun kenetlenmesini de sağlayacaktır bu toplantı. Dört gözle bekliyorum.

Başkentte görüşmek dileğiyle..


Korkma Ölmez




Korkma ölmez sendeki, bu büyük taraftarlar..
Yarın;

Galatasaray - İzmir BŞB
12:00
Ahmet Cömert S.S.

Galatasaray – Sivasspor
19:00
Ali Sami Yen



21 Ocak, 2011

Birileri

Devre arası transferleriyle umutlanamayacak kadar kötümserim futbol takımı konusunda. Verilen paraları falan tartışmaya da gerek yok, kimlere ne paralar verildi de karşılığını göremedik. Teknik analiz yapasım zaten yok, boş verdim gitti. Bu futbolcularla ilgili tek dileğim, armanın hakkını versinler. En azından bunun için çalışsınlar. Mücadele etsinler. Belki birileri görür de özenir. Aynı birileri yüzünden senenin kalan yarısında heyecandan arınmış bir futbola mecbur kaldık. Hem de futbolu hayatımızın tam da ortasına yerleştirmişken.

Zapata, Yekta ve Stancu

yerinizde olsam bu ruhsuzlarla beraber oynamak istemezdim;


Kolay Gelsin.

Uğruna

Her sabah uyandığımda boğazım yanıyor bu şehirde. Hava olması gerekenden de soğuk. Bugün sis de çöktü, hava muhalefeti en üst seviyede. Bense her gün sevdiğim insanlarla  güzel vakit geçiriyorum. Arayı kapatmaya çalışıyorum. Konuşmak istediğim pek çok konu mesafe engeline takılmış, şimdi saatler yetmiyor sohbetimize. Programa okul ve dersane ziyaretlerini eklemek konusunda hala kararsızım. Geçen yılın stresi geliyor aklıma. Neleri yitirdik biz bu sisteme karşı. İsyanın imkansız, boyun eğmenin zorunlu olduğu bir sınav sistemi. Ne olursa olsun, onu da yendim. Ama keşke bunca strese, üzüntüye gerek olmasa.  

Yarın gece yine yollara düşüyorum. Yanımda Captain da var bu sefer. Firma reklamı yapmıyorum ama bazı hatlar çok rahat :). Pazar sabahı önce Engelsiz Aslanlar için salona, akşam da Sivas maçına SAMİ YEN'e gidiyoruz. Uğruna yine annemin kalbini kırıyorum;

Saldır Galatasaray..

19 Ocak, 2011

ultrAslan



Sen en kötü günlerimde,
Benim yanımda, kalbimde oldun. 
Ben en kötü günlerinde,
Senin yanındayım yine.

İyi ki doğdun, 
Nice mutlu yıllara..



"Hayat bildiği gibi gelsin, işimiz bu yaşamak.."
Sen bizim omuzlarımızda yaşayacaksın.

18 Ocak, 2011

Okunası Yazılar

Aslında bazı şeyleri benimsememiz için okuyup da "A doğru lan bak adam yazmış" dememize gerek olmamalı. Ama siz yine de Yılmaz Özdil'in ve Kanat Atkaya'nın köşelerine bugün için bir göz atın. Her ne kadar yazdıkları gazete yazılanlarla taban tabana zıt kalsa da...

Unutmadan, çok değerli bazı devlet görevlileri ve köşe yazarları da Galatasaray taraftarının tepkisi karşısında çileden çıkmışlar. Cebimizden çıkmamakla suçladıkları kuruşları ve nankörlüğümüzü dile getirmişler. Bize eski stadımız layıkmış. Biz böyle modern bir tesisi hak etmiyormuşuz. Kanat Atkaya'nın dediği gibi, bizim için armanın nerede hangi sahada olduğu farketmez. Biz kimseye yalvarmadık bize yeni stat yapın diye. Kimse de devletin karlı çıkacağı yüzde bir milyon garantili bir işi, lütuf yapılmış gibi yansıtmaya çalışmasın. Herkes neyin ne olduğunu biliyor.

Olay aslında şundan ibaret, bu stadı kimse oy makinesine çeviremez. Çünkü Galatasaray'ın da stadının da gerçek sahibi Galatasaray taraftarıdır.

17 Ocak, 2011

Yolcu



Bu gece yine yollara. Bekleyenim çok olunca ben de duramadım bir gece daha. Sabaha özlediğim pek çok şeye kavuşmuş olurum umarım. Sıcak bir yuva, güzel bir kahvaltı, kendiliğinden toplanmış bir oda, biricik çekirdek ailem. "Çok kaptırdın be oğlum kendini" dese de annem, biliyorum o da sever sarı kırmızıyı. Yanına laciverti koysa da, hiç konuşmasa da bu konularda babam; bilirim gurur duyar benimle. Ben onu aramayı unutsam da kızmaz ablam bana. Kalın kalın kitaplara gömüldüyse şimdi, kafayı yemiştir. Eşya hukuku köpeğin olsun senin. Captain beni özlemiştir şimdi. Bir halı sahada buluruz kendimizi belki yeniden. En güzel onunla konuşulur Galatasaray. Ve sevdiğim, bir gece daha beklemesin. Yolları kısaltır zaten onun sesi.

İstikamet Ankara.


16 Ocak, 2011

Güzel Günler




Mecidiyeköy meydanda buluşma. Metroyla stada uzanan yollar. Yine her şeyi bırakıp sana koşan binlerce taraftar. Stada giriş, önceden gördüğüm bir manzarayla yeniden heyecanlanma. Doğuya bayrak timi. Kodamanlarla geçirilen birkaç saat. Güzel bir koreografi, geriye dönüş. Kuzey altta anlayamadığımız bir akustikle tribün çabalarımız. Kapalı'nın atmosferi bizzat taraftara yaşatan beton duvarlarından sonra, kendi bağırdığımızı duymamak şaşırttı bizi. Sanırım ses olduğu gibi sahaya çöküyor, bu bir anlamda güzel; ama alışmamız gerek. Maçtan hiçbir şey anlamadım zaten. Maçtan sonra bayrakları toplarken Frank de Boer ile karşılaşmamızla canlanan anılar. Çıkışta beklenenin olması, bir kayboluş. O sırada yükselen " I am forever blowing bubbles " sesleri..Tekrar metro, tekrar semtimize. Saatlerdir aç olan bünyelere bayram gibi bir yemek. Sonrası öğrenci evimiz ve uyku. Protestolarla ilgili bir şey söylemiyorum, fazlasıyla yorum yapılıyor zaten. Aslında ben de yaptım birçok yorum ama burası yeri değil sanırım. Her şeye rağmen, bir sürü umutsuzluğu yendim dün. Güzel günler bizi bekliyor...

Herkese iyi haftasonları..


15 Ocak, 2011

Hakkımızda Hayırlısı

Yeni stat neleri değiştirir bunu kimse bilmiyor. Ama ne olursa olsun, daha iyi daha etkili bir tribün için kol kola, omuz omuza olmalıyız. Aksi halde malum takım taraftarının hala yaşadığı büyüyen stat sendromunu biz de yaşarız. Yaşamakta olduğum heyecanın yanında en büyük korkum bu.



Galatasaray - Ajax
20:45

14 Ocak, 2011

Devre

Birinci devrenin sonu. Yeni bir şehir, yeni bir okul, yeni insanlar. Aynı renklerin sevgisi ama farklı bir adanmışlıkla geride kaldı birinci devre. Hep istediğim tribün ortamını yakaladım bu sene. İpekçi'den Ahmet Cömert'e, Burhan Felek'e uzandı salon maçları. Kapalı'dan deplasmana uzattım yolları. Ara ara Ankara ziyaretleri, hüzünlü dönüşler derken bitti. Geriye kalan bir final; çalışmam gereken iki, çalışmayıp son güne bırakınca strese gireceğim bir gün var önümde. Arada da bir açılış maçı. Yeni alışkanlıklara, yeni anılara yol alıyoruz yarın. Düşünüp düşünüp işin içinden çıkamıyorum. Her geçtiğimde yanından, "ulan seni nasıl yıkarlar?" sorusu geçiyor aklımdan. Sami Yen'i ne çok sevmişim aslında. Onu geride bırakmak çok zor olacak gibi. "Biz neredeyse cehennem orasıdır" diyesim geliyor; ama kuşkuya düşüyorum, endüstriyel futbol? Seyircileşmeye hazır binlerce taraftarı düşünüyorum, üzülüyorum. Para güzel olan her şeyin karşısında. Gelecek günler ne getirecek bakalım. Şimdi önümde üç gün ve bir otoban boyu asfalt var. Sonrası sevdiğim bir sürü insan..Ne kadar kalırım, ne zaman dönerim bilmiyorum. Ama ziyaretlerim maçlara, kesin dönüşüm de ikinci devrenin başına denk gelir. İlgilenenlerin bilgisine..



"senden bir gün ayrı kalmak bizim için ölüm demek"



12 Ocak, 2011

Halı Saha

,

Her hafta perşembe kendi futbolumuzu oynuyoruz. Sahaya futbolcularda bulamadığımız amatör ruhu koyuyoruz. Dönen topa Tugay, sol çizgide Ergün, preste Okan oluyoruz. Kafaya Metin gibi çıkıp, köşeye Taffarel gibi uçuyoruz. Bu bizim futbolumuz. Futbolu bu haliyle de çok seviyoruz. 


Tugay Kerimoğlu



Bu taraftar seninle her zaman gurur duydu..

11 Ocak, 2011

No Way Out!





Son Defa



Galatasaray - Beypazarı Şekerspor
11.01.2011
21:30

Programa bağlamışlar vedamızı. Oysa bıraksalar bizi seninle baş başa, sabaha kadar sohbet etsek. Güneş doğarken giderim ben; yaşanamamış onca güzellik aklımda, dilimde sönük bir beste, üşümüş ellerle..

"sen bir suydun, sen bir ilaçtın
hoşçakal canımın içi hoşçakal.."

10 Ocak, 2011

Elveda



İki parçayım bu sıralar. Bir tarafım yalancı bir heyecan, diğer yanım sahici bir hüzün yaşıyor. Nasıl sevmişim, nasıl doyamamışım onu sevmeye şimdi anlıyorum. Demek ki doğruymuş, insan sevdiklerinin değerini kaybederken anlarmış. Değerini anladım da, hiç hazır değilim onu kaybetmeye. Sırtımı ona yasladım gençliğimin en güzel günlerinde, her şeyi bırakıp şehrimde; koşup ona geldim ben kaç defa. Düşündükçe hatırlıyorum. Sanki yaşadıklarımı kağıtlara yazıp yazıp atmışım bir kenara, düşündükçe açıp okuyorum onları. Sokağın köşesini ilk dönüşüm, harikalar diyarındaki Alice gibi. İlk üçlüm delicesine. Başım ağrımıştı bağırmaktan ilk maçımda. Kimleri tanıdım duvarlarının dibinde, ne kardeşlikler, ne arkadaşlıklar... Ne heyecanlar yaşadım koltuklarının tepesinde. Kaç defa hiç tanımadığım biriyle golü kutladım. Nelerden vazgeçtim koşup ona gelmek için, ne kalpler kırdım. Şimdi veda vakti geldi çattı da; ben ona öpe koklaya veda etmek isterdim. Nereden bilirdim vedamız böyle apar topar, böyle ani olacakmış. 

Elveda, 
sevdamın başkenti
Elveda,
Ali Sami Yen

09 Ocak, 2011

Koşuyoruz


Yüreğimizde büyük aşkınla;


Koşuyoruz senin için salonlara...


Galatasaray 99 - Cadbury Engelli Yıldızlar 42

Galatasaray 63 - Olin Edirne 70

07 Ocak, 2011

UNI


Büyüğüyle küçüğüyle samimi insanların yeri. Temelinde Alpaslan Abi, şimdisinde kısa sürede ısındığım onlarca arma sevdalısı var. Bundan böyle onlarla beraber, sevdamızın peşinde..

05 Ocak, 2011

Özledim


Utanıyorum. Benim kulübüm kimlerin ellerinde, bunu gördükçe utanıyorum. Yaptıklarınızı düşündükçe utanıyorum. Benim gibiler de utanıyor. Ellerinden gelse bir kaşık suda boğarlar sizi. Bu zamanda, şu adamı bu formanın içinde gösterdiniz bizlere ve sizden çok biz utanıyoruz. "Niye, neden?" diye sormak istiyorum. Cevap veremiyorum kendime.

Özledim seni Galatasaray. Değerlerinle, değerini bilenlerle, gerçek seni özledim.

02 Ocak, 2011

Final Haftası



Çalışmak, daha çok çalışmak, hep çalışmak. Aklımdan geçen bu. Yoksa sonumun ne olacağını bilmiyorum. Kafamda bunlar var da, pratiğe geçince sınıfta kalıyorum hep. Çalışmak gerçekten zor. Şu güzel şehirde gidilecek onca güzel yer, sahip olduğum arkadaşlar, akrabalar, sarı kırmızı hepsi zorlaştırıyor çalışmamı. İsteksiz başlangıçlarda buluyorum kendimi. Akabinde ara gazlar veriyoruz "Hadi artık" söylemlerinde, sonra yine vitesi bire atıp sanayiye kadar idare ediyoruz. Sonuçlar bu çalışmanın sonucu olmayacak kadar iyiydi vizelerde. Ama bu sefer yemez. Finallerde daha iyisi lazım. En sinir bozucusu insanların yukarıdaki akıl çelicilerden sıyrılabildiğini ve güzel güzel çalışabildiğini bilmek. Bense cuma günkü iki güzide finali sallayıp perşembe akşamına halı sahayı yapıştırdım şimdiden. Zamanı gelince aklımın çelinmesine engel olmamak için. Uzun lafın kısası bu hafta masa başındayız. Masadan buraya hiçbir şey düşmez bilin. O halimi görmek isteyenler buyursun gelsin. Ya da gelmesin, gezsin tozsun ne işi var masada.

Herkese finalsiz haftalar..


01 Ocak, 2011

Lan?

Ceryan mühendisi ve ben. Durduk durduk. Dedik ki, giremedik mi lan acaba?